Gösterim: 5
Fakültemiz Yeni Medya ve İletişim Bölümünde verilmekte olan “USD3148 Pazarlama İletişimi” dersinin öğretim elemanı değişikliğine ilişkin
"Çocuk Sınırla Büyür": TÜBİTAK Destekli Araştırmanın Sonuçları Kamuoyuyla Paylaşıldı
TÜBİTAK 2209-A programı, üniversite öğrencilerini lisans düzeyinde özgün araştırma projeleri geliştirmeye teşvik eden ve Türkiye'nin bilimsel araştırma kapasitesini güçlendirmeyi hedefleyen prestijli bir destek programıdır. Proje yürütücüsü Nursel Ceren Arslan önderliğinde; Nazlı Mercan Keskinsoy, Burcu Kara ve Esma Sönmez'den oluşan proje ekibi, Doç. Dr. Mehmet Sinan Tam'ın akademik danışmanlığında çocuklarda erken yaşta telefon kullanımının akademik başarıya etkilerini uluslararası literatür ışığında sistematik biçimde inceledi. Halkla ilişkiler ve reklamcılık disiplininin toplumsal sorunlara duyarlı bir perspektifle yaklaşma geleneğini yansıtan bu çalışma, dijital çağda ebeveynlik ve çocuk gelişimi tartışmalarına akademik bir katkı sunmayı hedefledi.
Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü dördüncü sınıf öğrencileri tarafından yürütülen TÜBİTAK 2209-A Üniversite Öğrencileri Araştırma Projeleri Destek Programı kapsamındaki proje, bugün Necip Fazıl Kısakürek Salonu'nda düzenlenen sonuç etkinliğiyle tamamlandı. "Çocuklarda Erken Telefon İlgisi ve Akademik Başarı İlişkisi" başlıklı araştırmanın bulguları, akademisyenler ve katılımcılarla paylaşılırken etkinliğe konuk konuşmacı olarak katılan Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikolog ve Psikodramatist Uzmanı Murat Yatmaz, klinik deneyimlerinden beslenen çarpıcı bir saptamayla sözlerine başladı: "Çocuk sınırla büyür."
Uzman Yatmaz, günümüzde çocukların oyun oynama, öğrenme ve sosyalleşme gibi temel etkinliklerini giderek artan oranda dijital ortamlar aracılığıyla gerçekleştirdiğine dikkat çekti. Teknolojik araçlara erken ve sınırsız maruziyetin, çocukların bilişsel, duygusal ve sosyal gelişimleri üzerinde ciddi riskler barındırdığını vurgulayan Yatmaz, klinik gözlemlerinden hareketle ekran süresinin denetlenmesinin bir tercih değil, bir ebeveynlik zorunluluğu olduğunu ifade etti. Dış mekân oyunlarından uzaklaşan, akran etkileşimini ekran başında arayan ve anında tatmin döngüsüne alışan çocukların gelişimsel dengesizliklerle karşılaştığını aktaran Yatmaz, bu tablonun yalnızca bireysel değil toplumsal bir sorun olarak ele alınması gerektiğinin altını çizdi.
Etkinlik kapsamında paylaşılan araştırma bulguları, meselenin ciddiyetini verilerle ortaya koydu. Uluslararası literatüre göre 9 yaşından önce kendi telefonuna sahip olan çocuklar, ergenlik döneminde hem okuma hem de matematik alanlarında akranlarına kıyasla belirgin biçimde düşük akademik performans sergilemektedir. Anlık sonuç beklentisi yaratan dijital alışkanlıklar; çocukların sabır, adım adım mantık yürütme ve derinlemesine düşünme gibi temel akademik becerilerini geliştirmesini doğrudan sekteye uğratmaktadır.